|
Table of Contents
|

Neon, Nousisium yıldız sisteminin 2. gezegenidir. Ilıman bir iklime, bol miktarda oksijene, yemyeşil ormanlara ve ovalara sahip olmakla beraber birçok canlı türüne ev sahipliği yapmaktadır. Neon gezegeni, adını atmosferindeki baskın neon gazından alır. Gezegenin atmosferi, düşük sıcaklıklarda ve düşük basınçlarda neonun yüksek konsantrasyonlarıyla karakterize edilir.
Bir Drènar.
Gezegende, kayda geçmiş ilk akıllı yaşam türünün “Drènar”ler olduğu görülmüştür. Tarım, hayvancılık, dokumacılık ve ticaret ile ilgilenen; kendi dillerine, inançlarına, kültürlerine, mitolojilerine ve tarihlerine sahip zeki bir türdür.
Kabaca “Sürüngen İnsansılar” olarak da bilinen Drènar ırkı, sürüngenlere özgü pul benzeri cilt dokuları ile kaplı, esnek ve ince yapılı vücutları ile de tanınmaktadır.
Gezegenin, insanlık tarafından 3300 ve 3400 yılları arasında keşfedildiği, sonraki yıllarda Gezegen Sınıflandırma Sistemi tarafından kayda alındığı bilinmektedir. Drènar ırkının, teknoloji ve yaşam koşulları açısından sanayi devrinde bulunduğu, gezegen ile beraber keşfedildikleri sırada kayda geçmiş bilgilerden biridir.
Evrimsel Süreç
İlk Dönem:
Gezegen yüzeyinde yaşanmış volkanik aktivitelerin sona erdiği, verimsiz toprakların hakimiyet sürdüğü zamanlarda; Kuyruklu yıldızlar ve göktaşları yoğun şekilde yeryüzünü hedef almaya başlamıştı. İleriki zamanlarda oluşan buzullar ve buzulların erimesi, gezegenin devasa bir okyanus ile çevrelenmesine yol açacaktı.
Neon’un ilk canlı formları, bu zamanlarda, sade mikroorganizmalar ve basit alglerler idi. Bu organizmalar karmaşık hücre yapılarına ve işlevlere evrimleşti. Böylece fotosentez yapan organizmalar, gezegenin atmosferindeki karbondioksiti azaltarak oksijen üretmeye başladı. Bu oksijen, ileriki zamanlarda, gezegendeki diğer organizmaların gelişimi için önemli bir kaynak haline gelecekti.
Erken Dönem:
Zaman içinde eksen eğikliğinden kaynaklanan iklim, karasal bölgeleri de meydana getirmişti. İlkel bitkilerin, çeşitli bakterilerin ve likenlerin oluşan adalarda geliştiği düşünülmektedir.
İlkel sürüngen örneklerinden en eskisi olarak kabul edilen Bi-hima Proseust türü; kıyı bölgelerinde yaşamayı tercih etmiş, sonraki nesillerinin de tatlı su kaynaklarına ve bataklıklarda üremeye başlaması ile karasal hayata geçiş sağlamıştır. Artan sayıları ile daha geniş alanlara yayılabilmiş Bi-hima Prosesust türü, çevresine adaptasyon sağlayarak karada yaşamaya ve kıyılarda balık avlamaya başlamıştır. Fazla uzun bacakları, ince vücutları ve devasa kuyrukları bulunması avcılık konusunda fikir sahibi olmalarını sağlamıştır. Avcılık konusunda uzuvlarını ve kuyruklarını olta görevinde kullanmaya çalışmış ve başarılı olmuşlardır.
Erken-Merkezi Dönem:
Sonraki zamanlarda, gelişen ve neredeyse tüm adalara yayılmış olan bitki örtüsü, kumsal alanlardan uzaklaşmış bazı Bi-hima Prosesustlar için genel yuva görevi yapmaya başlamıştı. Böcekler ve küçük omurgasızlar ile beslenmeye; ormanların genel şartlarına uyum sağlamaya başlayan Bi-hima Prosesustlar, daha sonraki dönemlerinde Vi-hima Zygoriax (İri sürüngenler), adını alarak evrimsel süreçlerinde bir sonraki noktaya ulaşacaktır. iki metreye varan boyları, devasa çeneleri ve ormanlarının yeşilliklerine uygun pulları ile Neon Gezegenindeki ilk rekabet ortamını oluşturacak yırtıcı sürüngenlerdir. Vakitlerinin büyük kısmını bölgelerini savunmak ve avlarını izlemek için pusu kurarak geçirmişlerdir. Sonraki zamanlarında ovaları ve fazla büyük olmayan dağları tercih edecek olan Gheeak (Boynuzlular) türünün neredeyse soyunu tüketmiş, zaman zaman yamyamlığa da başvurmuşlardır.
Gheeak türü, ince ve geniş gagalı, büyük boynuzlara sahip, dört ayak üzerinde olan memeli hayvanlardır. Uzun dil yapılarıyla otlarla, bitkilerle ve böceklerle beslenirlerdi. Gheeakların, Uzak, karlı bölgeleri tercih eden akrabalarının aksine çok az kürkü bulunurdu. Boynuzları, karşı cinsi etkilemek ve yırtıcılara karşı kullanmak için idealdi. Daha verimli alanlar için Honovdra bölgesine (günümüzde doğu bölgesinde bulunan bir kıtadır) yaptıkları göçler sırasında olumsuz hava koşulları sebebiyle çoğu ölmüş ya da hastalık kapmıştır.
Orta Dönem:
Gheeakların yolculuklarında, uzak akrabaları olan Gmawihag (Dağların Boynuzluları) türünden birkaç grup ile çiftleştiği ve sonucunda Gweehag (Büyük Göçebeler) adlı melez bir türün ortaya çıktığı bilinmektedir. Honovdra bölgesinin yaylalarında dünyaya gelmiş; kütük benzeri bacaklara sahip, 2 ile 4 metre arasında olan, devasa çeneli ve dişli Gmawihaglar, uzun süre arazilerde hüküm sürmüşlerdir. Ön dişlerinin orantısız olarak büyüklüğü kambur olmalarına sebebiyet verse de türleri bu duruma farklı bir tutum sergilemiştir: Ön dişlerini toprağa saplayarak, daha sonra kazıyarak yer altındaki böcekleri, dişlerine geçirirlerdi. Geri kalan süreçte dilleri ile dişlerini temizleyerek böcekleri yerlerdi. Bulundukları topraklarda herhangi bir yırtıcının veya avcının olmaması onlar için kısa süreli bir şans tanıyabilirdi.
Orta-Merkezi Dönem:
Gmawihag türü adapte oldukları karlı dağların etkilerini diğer alt türlerine de yansıtmaktadır. Honovdra’nın güneyinde yer alan bölgede; fazla gelişmemiş arka bacak kemikleri, burun ve alın bölgesini saran kabuksu yapı ile tanınacak olan Geprapenler (Kabuklu Zihinler) baş gösterecekti. Zamanla alın ve burun bölgelerini saran yapı, sırt bölgelerine de ulaşarak bacaklarının bir kısmını kaplaycaktı. Gerprapenlerin doğuya yönelmelerine sebep olacak sebeplerin başında Zygoriax ve Bi-hima melezi olan Bihiriax (Şafak Avcıları) yatıyordu. Geprapen türünün fazla avlandığı dönemlerde, Gmawihagların bölgesine inerek nesillerini devam ettirmişlerdir. Doğal seçilim ile hayatta kalabilmiş türleri sonraki dönemlerinde ön bacaklarındaki parmakları kavrama ve tutma yeteneğine sahip olacaktı. Gelecekte, Arka bacaklarının gittikçe gelişmesi ve ön bacaklarının kısalması ile kabaca bir “kangurugiller" üyesine benzeyeceklerdi.
Sürüngenlerin evrimi ise Orta-Merkezi Dönemde oldukça ilerleyecekti.
Zygoriax türünün uzaktan akrabaları olan Se-Zygoriax (İri Deniz Sürüngenleri), devasa okyanustaki balıkları: kafadan bacaklıları ve omurgasız deniz canlıları ile beslenerek yaşamlarını sürdürmüş, çevik yapıları ve iyi yüzebilme kabiliyetleri ile okyanusa uyum sağlayarak adaptasyon geçirmişlerdi. Genel olarak mavi plakoid pulları, sıralı sivri dişleri, koyu mavi başları ve kuyruklarının hemen üstündeki küçük yüzgeçleri ile tanınırlardı.
Geç Dönem:
Zaman içinde türler çoğaldı, evrimleşti ve ortam koşullarına adaptasyon geçirerek yeni alt türler yarattı.
Honovdra’nın kuzeyinde, neredeyse Honovdra ile birleşmiş olan Onvean Adası'na (Ada, Günümüzde Honovdra’nın kuzey batısında bulunan bir yarımadadır.) bir grup Bi-hima Proseust grubu konaklamıştır. Zamanlarının büyük kısmını batı kesimine yönelen hayvan sürülerine saldırmak ve bölgelerini diğer yırtıcılardan korumak gibi sıradan aktivitelerle geçirmekteydiler. Geç Dönemin ortalarında, çoğu memeli hayvan göçlerini gerçekleştirmişti. Bölgede bulunan Bi-hima türü için bu, yeni av fırsatları ve göç sırasında elde edilebilecek kaynaklar açısından önemli bir dönemdi. Bu dönemde, Bi-hima Proseustlar, avlanma tekniklerini ve sosyal organizasyonlarını geliştirmişlerdir.Bi-hima Proseustlar, uzun ve meşakkatli bir sürecin ardından ateşi bulmayı başarmışlardı. İlk başta, vahşi doğadan ateşi kontrol etmenin yollarını araştırdılar ve sonunda bu beceriyi edindiler.
Ateşi korumanın ve kullanmanın inceliklerini öğrenerek, hayatlarını büyük ölçüde kolaylaştırdılar.
Evrimsel süreçlerindeki sonraki evre olacak olan "Proto-Drènar", sürüngen insansıların doğuşunu tetikleyecektir. Proto-Drènarler, kuyrukları daha kısa olan, ön ve arka bacakları aynı oranda gelişmiş, avlanma sırasında nadiren iki ayak üzerine geçen canlılardır.
Proto-Drènar’den 40 bin ile 60 bin yıl sonra “Homo-Squamians” türü adalarda baş gösterecektir. Bu evrim sürecinde daha dik hareket etmeyi, sosyal becerileri geliştirmeyi öğrenmişlerdir.
"Squamarian Sapients”, Homo-Squamians türünden yaklaşık 70-80 bin yıl sonrasında, Onvean’ın güney kesiminde görülmüştür. İsimlerince bilge, akıllı olarak türlerinin daha duyarlı versiyonları olmuşlardır. Neredeyse iki ayak üzerinde yürümeyi kolayca başarabilmiş ilk nesildirler. Gmawihag (Dağların Boynuzluları) ve Gheeak türlerinin iskelet yapılarından, etlerinden, sütlerinden ve kürklerinden yararlanmış, zaman zaman birkaçını evcilleştirmişlerdir.
İleri Dönem:
Vi-hima Bihiriax (Gece Köpekleri), çimenlerde yalınayak gezmeye son vermiş olan Drènar ismindeki akıllı canlılar tarafından evcilleştirilmiş, tarıma başlanmış ve yapılar inşat edilmişti.
Avcılıkta çeşitli silahlar geliştiren ve karmaşık medeniyetlerini ileri teknolojiyle donatılan ilk akıllı yaşam formu olmayı başarmışlardır.
Mitoloji
Antik Nonzen ve süregelen oluşum
Nonzen, ezelden beri varlık bulan ve tanrıların ikamet ettiği kutsal mekandır; burası, ölümlülerin algılayamayacağı kadar gizemli, sonsuz ve zamanın ötesinde bir âlemdir. Tanrıların ve tanrıçaların kudretiyle şekillenen Nonzen, sıradan dünyaların çok ötesinde, varoluşun en saf formunda süregelmektedir. Zaman burada, ölümlülerin anladığı gibi işlemez; ne bir başlangıç ne de bir son vardır. Nonzen’deki döngü, mutlak bir sonsuzlukta devinir. Bu kozmik döngü, varlıkların doğuşunu ve yok oluşunu kontrol eden, sınırların ötesinde ve ölümlülerin zihinlerinde asla kavranamayacak olaylara rehberlik eden bir güçtür. Hiçbir yaşam formu, hangi noktada başladığını ya da sona erdiğini tam olarak bilemez, çünkü Nonzen’de varoluş, zamanın kıskacından kurtulmuş ve sonsuz döngünün içinde hapsolmuştur. Drènar aklı, bu ebedi döngüleri kavramaya çalışsa da, Nonzen’in gizemi onların algısının çok ötesindedir. Varoluşun en yüce seviyesinde, bu mekan, yaşamın doğduğu ve tanrıların ilahi kudretlerini sergilediği yerdir.
Nonzen’in sonsuzluğu içinde, tanrıların ve tanrıçaların doğumu sürekli bir döngü halinde gerçekleşir; her yaratım, bir diğerini doğurur ve bu ilahi varlıklar, birbirlerine bağlı bir düzen içinde var olurlar. Burada her şey birbiriyle bağlantılıdır; tanrıların doğuşu ve görevleri, bu kozmik döngünün vazgeçilmez birer parçasıdır. Ancak, ölümlüler için tanrıların sayısı sınırlıdır. Bu, Drènar halkının kendi algılarıyla tanrıları anlamaya çalışma çabalarının bir yansımasıdır. Onlar, varoluşun sınırlarını zorladıkça, tanrıların kudretinin yalnızca bir parçasını görebilirler. Bu yüzden, Nonzen’deki tanrılar, sınırlı sayıda kabul edilir ve bu sınırlılık, ölümlüler için bir tür cennetin kapılarını aralar. Nonzen, tanrıların diyarı olarak bilinmekle birlikte, aynı zamanda bu tanrıların ebedi rollerine hizmet eden bir varoluş alanıdır; yaşamın ve ölümün sınırları burada belirlenir ve tüm evren bu döngüye göre hareket eder.
Nonzen, kutsal düzenin bir parçası olarak Üç Tanrı ve İki Tanrıça’yı dünyaya bahşetmiştir. Bu tanrılar ve tanrıçalar, evrenin düzenini kuran ve yaşamın her alanını yöneten ilahi varlıklardır. Bu kadim tanrıların ilki, Olimpiyat Tanrısı Deanwoll’dur. Deanwoll, tüm tanrıların en yücesi ve evrenin disiplinli düzenleyicisidir. Onun kudreti, varoluşun her zerresinde hissedilir. Deanwoll’un gözleri, varoluşun zirvesinden aşağıya bakarak yaşamın her anını izler ve yönlendirir. Koşullar ne olursa olsun, her yarış onun izniyle başlar ve yine onun kararıyla sona erer. Deanwoll’un disiplinli yönetimi, kozmik düzenin sürekliliğini sağlar. Onun varlığı, hayatın akışını ve tanrıların faaliyetlerini kontrol eden bir güç olarak öne çıkar.
Bereket Tanrısı Anavva, yaşamın ve bolluğun kaynağıdır. Nonzen’in verimli enerjisini simgeleyen bu kutsal tanrı, doğanın döngüsünü sürdürmekle görevlidir. Toprağın bereketi, denizlerin doluluğu, göğün yağmurları onun elinden gelir. Anavva’nın elleri, yaşamın her köşesine bereket dağıtır; onun dokunduğu her yer yeşerir ve canlanır. Bitkiler, hayvanlar, su ve toprak, onun bereketli enerjisiyle beslenir ve çoğalır. Anavva’nın varlığı olmadan yaşamın sürekliliği mümkün değildir; o, Nonzen’in yaratıcı ve besleyici gücünü temsil eder.
Yıldızların Tanrısı Nim’edr, göklerin ve yıldızların efendisidir. Gecenin karanlığında parıldayan yıldızlar, Nim’edr’in ilahi dokunuşuyla var olmuştur. Onun görevi, evrenin derinliklerinde ışığı ve rehberliği sağlamaktır. Yıldızlar, yalnızca birer ışık kaynağı değil, aynı zamanda tanrıların ölümlülere rehberlik ettiği işaretlerdir. Nim’edr, gökyüzünün sakinlerini düzenleyen ve onların yerlerini belirleyen tanrı olarak, evrenin dengesi için hayati bir rol oynar. Gökteki her yıldız, onun düzenleyici eliyle yerini almıştır ve ölümlüler, bu yıldızlara bakarak tanrısal rehberliği hissederler.
Nonzen’in tanrılar panteonunu tamamlayan iki güçlü varlık daha vardır. Savaş Tanrıçası Alross, çatışmaların, savaşların ve kahramanlıkların tanrısıdır. Alross, evrenin en sert ve acımasız güçlerini temsil eder. Onun kudreti, savaş meydanlarında ortaya çıkar; çatışmalar, onun varlığıyla şiddetlenir ve sona erer. Alross, hem savaşçıların cesaretini hem de korkusuzluğunu simgeler ve savaşta kaybolan ruhları, kendisiyle birleştirir. Onun adı, zafer ve yıkım ile anılır. Son olarak, Okyanusların Tanrıçası Be’enn, derin suların ve denizlerin efendisi olarak Nonzen’de hüküm sürer. Be’enn’in suları, yaşamın kaynağıdır, fakat aynı zamanda en büyük tehlikeleri de barındırır.
Okyanuslar, onun elinde şekillenir; denizlerin derinliklerinde gizlenen sırlar ve tehlikeler onun gözetimi altındadır. Be’enn, hem sakin suların huzurunu hem de fırtınaların yıkıcı gücünü temsil eder. Onun kudreti, hem denizcilere umut verir hem de korku salar.
Dinlerin Tarihi
-Dǝrral Ve Daẃrel - İki yaratıcı figür-
Kuzeyli Beirforb kavminin bilgelik tarihinin derinliklerine gömülü, kesin tarihlerle kayıtlı olmayan bir zaman diliminde, NÃTU’SAPEN adıyla bilinen ilahi bir vahiy yeryüzüne indirilmiştir. Bu ilahi vahiy, Dǝrral ve Daẃrel isimli iki yüce yaratıcıyı tasvir eden, emir ve yasaklarını beyan eden, ve Drènar ırkının kaderine dair esrarlı haberler veren toplamda 422 kutsal sayfa içermektedir. İlk olarak 200 sayfa ve ardından 222 sayfa olarak nazil olan bu yazıtlar, Bereket Tanrısı Anavva’nın ilahi iradesiyle indirilmiş olup, kavmin hayatına derin bir etki bırakmıştır. Bu kutsal vahyin tefekkürü, Beirforb kavminin bir kısmını derinden etkilemiş, iki tanrının yaratılışı ve ilahi iradeye dair derin bir anlayış geliştirmiştir. Bu anlayış, onların kültürlerini yeniden şekillendirmelerine ve tanrısal öğretilere uyum sağlamalarına neden olmuştur.
Vahyin ilk takipçilerinden biri olarak tanınan Es Glkel, bu dönemlerin en bilge şahsiyetlerinden biridir. Es Glkel, Beirforb kavminin yönetimsel mirasında derin bir bilgi ve tecrübe birikimine sahip olup, ilahi vahyin öğretilerinin uygulanmasında önemli bir rol oynamıştır. Kutsal metinlerin ışığında, kavmin kültürel ve manevi yapısının yeniden inşa edilmesi sürecine öncülük etmiş ve bu süreçte, tanrısal emirlerin ve yasakların derinlemesine anlaşılmasını sağlamıştır.Kuzeyli ve Güneyli Beirforb kavimleri, zamanı belirgin olarak tanımlanamayan bir dönemde, kutsal yazıtların iki ayrı bölümünü, ayrı dini akımlar olarak teşkil etmişlerdir. Bu dönemde, NÃTU’SAPIEN vahyinin Dǝrral’ı ve Daẃrel’i tasvir eden iki kısımdan oluşan yazıtları, kavimlerin manevi yolculuklarını derinden etkilemiş, onları dini hareketler oluşturacak şekilde yönlendirmiştir. Doğulular, vahyin ilk kısmı olan 200 sayfalık bölümü kabul ederek, Dǝrralitas adını verdikleri bir inanç sistemini şekillendirmiştir. Bu sistem, Tanrı Dǝrral’ın ilahi emirlerini ve yasaklarını merkeze alarak, gökyüzü ve yeraltının çeşitli yaşam alanlarının sembollerini ortaya koymuş ve birden fazla mekanın varlığını kabul etmiştir. Dǝrralitas inancına göre, canlının son nefesi geldiğinde, temsil edildiği mekânda ebedi bir hayat sürdürülecektir.
Güneyliler ise vahyin kalan 222 sayfalık bölümünü benimseyerek, Ordo Daẃrelis adını verdikleri bir din geliştirmişlerdir. Bu din, gözlemlenebilir ve gözlemlenemez iki varoluş alanını kabul eder. Yeryüzündeki her Drènar’lı, Tanrı Daẃrel’in huzuruna çıkarak yargılanacak ve ardından gözlemlenemez mekândan yeniden gözlemlenebilir mekânda vücut bulacaktır. Ordo Daẃrelis inancında, hayatın bir döngü içinde olduğu ve ölümden sonra bu döngünün devam ettiği vurgulanmıştır.
Dǝrralitas ve Ordo Daẃrelis inançlarının neredeyse zirveye ulaştığı esnada, kutsal bir işaret belirmiştir. Anavva adıyla tanıtılan yaşlı ve kudretli bir çınar ağacı, bu dönemin manevi sembolü olarak ortaya çıkmıştır. Çınar, temsili bir ilahi formda kendini göstermiş ve bereket tanrısının fiziksel tezahürü olarak kabul edilmiştir. Bu çınarın büyüklüğü ve yaşlılığı, hem yaşamı hem de ölümden sonraki varoluşu simgelerken, eski inançların ve geleneklerin yeniden değerlendirilmesine yol açmıştır. Bu ilahi olay, etrafındaki kavimlerin derin bir şekilde etkilenmesine neden olmuş ve Bereket Tanrısı Anavva'nın fiziksel formuna tanıklık edenler, kendilerine yöneltilebilecek bir ilahi varlıkla karşılaştıklarını hissetmişlerdir. Anavva’nın fiziksel varlığı, eski inançların geçerliliğini sorgulayan bir ilahi müjde olarak görülmüş ve bu durum, antik dinlerin ve inançların geri plana atılmasına yol açmıştır. Anavva’nın tezahürü, tanrıların varlığının somut bir biçimde gözlemlenebilir hale geldiği anlamına gelmiş ve bu durum, inançların yeniden şekillendirilmesine zemin hazırlamıştır. Kadim bir varlık ve bir düzenleyici olarak kendisini tanıtan bu ilahi güç, haberleri hızla uzak diyarlara ulaşmış ve büyük bir yankı uyandırmıştır. Unykyo ve Gorn Aptil Krallıkları, bu olağanüstü durumu bizzat gözlemlemek üzere, 20 gün süren askeri seferler düzenlemişlerdir. Seferler, Anavva'nın görkemli tezahürünün bir parçası olarak, bölgenin tüm stratejik ve manevi boyutlarını değerlendirmek ve tanrının gerçekliği konusunda kesin bir hükme varmak amacıyla yapılmıştır.Kutsal seferin sona erdiği vakitlerde, Es Upama olarak tanınan yaşlı bir Ordo Daẃrelis misyoneri, Es Glkel'i kundaklayarak katletmiştir. İdamından önce, Tanrı Anavva'nın kendisiyle konuştuğunu ve Tanrı Dǝrral'ın bir iblis olduğundan; Dǝrralitas dinine mensup kişilerin birer sapkın olduğunu dile getirdiğinden bahseder.
Es Glkel’in öldürülmesiyle ilgili mahkemede, Upama'nın öğrencileri de tanıklık etmiş ve öğreticilerinin iddialarını desteklemek amacıyla çeşitli deliller sunmuşlardır. Bu öğrenciler, Dǝrralitas'ın aslında kötücül bir inanç sistemine hizmet ettiğini ve bu inanç sisteminin, Es Upama'nın iddialarını doğruladığını savunmuşlardır. İdamın gerçekleşmesinin ardından, Upama’nın kurmuş olduğu dini tarikat, kaotik bir şekilde ayaklanarak dini yapılara ve çevreye zarar vermeye başlamıştır. Bereket Tanrısı Anavva olarak tanıttığı ilahi güç ile yüzleşmek amacıyla bölgeye gelen Unykyo ve Gorn Aptil Krallıkları’ndan sefer üyelerine karşı, Es Upama'nın tarikatı kışkırtmalar yapmış ve bu üyelerin dini inançlarını sorgulatmak için provokatif hareketlerde bulunmuştur. Bir rivayete göre tarikat, Es Glkel’in mezarını zorla açarak elde ettikleri külleri, Drènar halkı tarafından "sınır bölge" olarak adlandırılmış uçurumdan aşağı atmışlardır.Bereket Tanrısı Anavva’nın bu emirde bulunmasını doğru bulmayan, doğru bulan ve Dǝrralitas dininin yanlış anlaşıldığını düşünen birçok kişi bulunmuş olsa da ezici çoğunlukla Dǝrralitas dini karşıtlığı üstün gelmiştir. Bazıları Ordo Daẃrelis dininin yanlış yolda olduğunu düşünse de onlar için aydınlık günler yakındı; rakip olacak, vahye dayanan bir inanç bulunmuyordu. Dǝrralitas’cılığın temsilcisi olarak görülen bir kişinin ölümü, yavaştan o dinin ve kültürün dağılmasına neden olmuştu. İlk zamanda yaptıkları gibi antik dinlere ve doğa inançlarına dönme vakitleri gelmişti. Kavimlerin ortak şekilde yönetildiği alanda yaşanan olaylar, krallıkları harekete geçirir. Daha önce ilahi gücü incelemek için gelen askerler, Ordo Daẃrelis’cıların saldırısına uğramış ve krallıklar bu durumdan hoşnutsuz kalmıştır. Krallıklar ve dini kavim arasında bir kutsal savaş gerçekleşmemesi için yöneticiler yeni ittifaklar kurmuştur. Bunlardan en bilineni ise Ylowo lejyonudur. Köylerde bulunan donanımlı ve eğitimli askerler, tapınakların zarar görmemesi ve bir anlaşmazlığın çıkmaması için görev almışlardır.
Kadim inançların koruyucusu olan Beirforb kavmi, Bereket Tanrısı Anavva’nın kendilerine bahşettiği iki kutsal inanç yörüngesinde dönerek, Ordo Daẃrelis’ci ruhunun etkisiyle zamanla yozlaşmış ve geride kalanlardan yalnızca bir avuç seçkin olanı, tüm kültürel çatışmalardan uzak kalmak ve eski yurtlarının huzurunu aramak amacıyla Honovdra’nın kuzeyine, bilinmeyen topraklara doğru göç etmişlerdir.Çeşitli kaynaklarda, Dǝrralitas dininin yeniden kudret kazanışı ve eski kültürün tekrar doğuşu hakkında anlatımların birbirinden farklı olduğu gözlemlenmiştir. Ancak en meşhur rivayete göre, bu yeniden doğuşun Beirforb kavminin göç yolculukları esnasında gerçekleştiği bildirilmektedir. Rivayete göre:
Kervanların derinliklerinde, bilgeliğiyle tanınan Es Gryálr, yolculuk esnasında mistik bir düş görür. Bu düşte, bir ağaç kendisini konuşur bir varlık olarak tanıtır ve üç gölge varlığın ona saldıracağını bildirir. Ağaç, kendisini gerçek Anavva olarak tanıttıktan sonra, yeryüzünden ayrılacağını belirtir. Es Gryálr’nın bu ilahi vizyonunu kavme aktarması üzerine, kavim bir araya gelerek kutsal bir ayin düzenlemiş ve Dǝrralitas dininin tekrar yüceltilmesi ve yayılması konusunda kesin bir yemin etmişlerdir.
Dua etmek için Bereket Tanrısının kutsal topraklarına adım atan lejyonerler ve krallıklardan gelen soylular, Tanrı’nın varlığına dair herhangi bir işareti bulamamışlardır. Bu manzara karşısında, borazanlar çalınarak derin bir alarm verilmiş ve olayın yankıları tüm kıtayı sarmıştır. Birçok kişi bu olayın kıyametle ilişkilendirilmiş olduğunu belirtmiş, bazıları ise Tanrı’nın geri döneceği ve kıyametin o zaman yaşanacağına dair kehanetlerde bulunmuştur. Bununla birlikte, bazıları bu durumu mutlak zaferin gerçekleşmesi olarak yorumlamış ve bu inanç, günümüzde bazı bayramların temelini oluşturmuştur. Drènar’lıların büyük bir kısmı, bu durum karşısında huzur bulmak amacıyla mutlak zafer fikrini benimsemişlerdir. Bu fikre göre, Anavva yeryüzündeki görevini tamamlamış, kutsal dinini yaymış ve tüm yanlış inançları ortadan kaldırarak Drènar’lıları kutsamıştır.Ordo Daẃrelis dünyasında, karanlık bir dönemin başlangıcında, taraflar arasında fikir ayrılıkları ve iç savaşlar patlak vermiştir. Bu döneme, "Karanlık Çağ" adı verilmiş olup, Ordo Daẃrelis ile yönetilmeye başlayan krallıklar ile Dǝrralitas’ın mirasını silmek isteyenler arasındaki çatışmalarla şekillenmiştir. Çağın başında, Ylowo lejyonu isyan etmiş ve Ordo Daẃrelis inancına karşı mücadele etmiş; bu çatışmanın sonucunda Gorn Aptil Kralı suikaste uğramıştır. Diğer kavim ve topluluklar, baskıcı bir yönetim anlayışı benimseyerek yazılı kaynakları tahrif etmiş ve kutsallığa zarar vermiştir.
Karanlık dönem, Ordo Daẃrelis inancının savunucuları tarafından "kutsal topraklar" olarak kabul edilen araziler etrafında çeşitli yapılar ve totemler inşa edilerek, kafir olarak görülen kişilerin etkilerinden korunmaya çalışılmıştır. Bu alanlar, özel günlerde ziyarete açık bir ibadethane haline getirilmiştir. Karanlık Çağ’da, Es Gryálr’a bahşedilen ilahi haberler birçok kaynakta geçmiştir ve bu haberlerin hatırlatılması adına ödüller konulmuştur. Ordo Daẃrelis mensupları ve diğer kişiler, doğaüstü sayılabilecek olayları, kıyamet kehanetlerinin gerçekleşmemesi için yasaklı ve yanlış büyüler olarak tanımlamışlardır. Bu yasaklara, Es Gryálr ve kavmi de dahil olmuştur.
Lejyonun başa geçtiği krallıkta, askeri bir yönetim anlayışı egemen kılınmış ve tüm dini ritüeller ve kutsal eylemler yasaklanmıştır. Bu yeni yönetim altında, geniş toprakların işgaline bir son vermek amacıyla, eli kılıç tutabilen tüm bireyler orduya alınmış ve karmaşık bir askeri düzen tesis edilmiştir. Savaşlar sırasında birçok tarihi tapınak ve bölgenin, Ordo Daẃrelis’lı kişiler tarafından harap edildiği hususu, tarihçiler arasında tartışmalı bir mesele olarak kalmıştır. Modern devirde, Dawru’eist kişiler bu yıkımın lejyon tarafından gerçekleştirildiğini öne sürerken, Neo-Dan’well topluluğu bu olayları bir kültürel yozlaşma hareketi ve kafirlerin bir oyunu olarak nitelendirmiştir.Lejyonun uzun ve meşakkatli çabaları sonucunda geri kazandığı topraklar, “Dan’well” adını taşıyan isyancı bir grup tarafından kanlı bir çatışma sonucu tekrar kaybedilmiştir. Bu isyanın ardından, yozlaşmış olarak nitelendirilen Beirforb’lu geniş bir kesim, “Res Dan-Uny’well” adıyla bilinen yeni bir krallık kurmuştur. Bu yeni krallık, eski düzenin kalıntılarına son vermek ve kendi egemenliğini tesis etmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Bu dönüşümün sonucunda, azınlık durumunda kalan topluluklar, sahipsiz topraklar olarak bilinen Honovdra’da yaşamlarını sürdürmeye devam etmiştir.
Askeri yönetim altına giren başsız lejyon, uzun süren bir seferin ardından Honovdra topraklarına konaklamış ve bu bölgedeki tarımla ilgilenen azınlık Beirforb’lu kavmini, yaklaşan tehlikeler ve olası saldırılar hakkında uyarıda bulunmuştur. Res Dan-Uny’well Krallığının sert ve baskıcı politikaları nedeniyle, Beirforb’lu inanç sisteminin temelleri neredeyse çökmüş ve eski dini uygulamalar kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu karanlık dönemde, lejyon ve Beirforb kavmi güçlerini birleştirerek “Res Honov” adlı yeni bir yönetim oluşturmuşlardır. Bu yeni yönetim, Res Dan-Uny’well Krallığının ordusunun Anavva’nın daha önce kutsal kabul edilen topraklarına girip, zararlı gördükleri tüm yapıları yok ederek, bölgeyi eski boş ve kullanılmaz bir arazi haline getirmesi karşısında bir tepki olarak şekillenmiştir. Gorn Aptil ve Res Honov arasında bir ittifak kurulmuş ve Res Dan-Uny’well Krallığı’na barış teklifinde bulunulmuştur. Barış teklifinin, kutsal toprakların bir yönetim altında olmaması ve kan dökülmeyen bir dönemin oluşması amacıyla sunulduğu bilinmektedir.
Gruplar / Kurum ve Kuruluşlar / Birlikler
Mr. A.J. Bennett Robotics
Mr. A.J. Bennet adındaki bir teknisyen tarafından 6439 yılında oluşturulmuş bir ileri robotik ve yapay zeka teknolojileri geliştiren bir teknoloji firmasıdır. Ana şirket, Neon’un batısında bulunmaktadır. Fabrikalar ve tesisler, diğer gezegenlerde de bulunur ve genel olarak şehir merkezlerindeki ofis binaları ile tanınırlar.
Neon Nexus Lab.
Galaktik Federasyon tarafından 6478 yılında kurulmuş, Neon gezegeninin en büyük bilim ve araştırma şirketidir. Neon’un temsilci bürosu tarafından yönetilmektedir.
KozmoTech Corporation
KozmoTech Corporation, Neon gezegenindeki önde gelen uzay ve keşif teknolojileri şirketidir. Yıldızlar arası seyahat teknolojileri, uzay istasyonları ve keşif araçları üzerine yoğunlaşmışlardır. Şirket, Neon'un merkezi ticaret bölgesinde geniş bir tesiste faaliyet göstermektedir.
Soaredist Arts Guild
Soared lakabı ile tanınan ünlü bir sanatçı ve politikacı tarafından oluşturulmuş, sanatçıları ve kültürel mirası korumak ve teşvik etmek amacı taşıyan bir gruptur. Grubun genelinin fikrine göre ırk; eski yaşantısına geri dönmeli ve avcı - toplayıcı hayatına başlamalıdır.
Tetran Çölü Komandoları
Brindel eyaletinde bulunan Tetran Çölünün güvenliğini ve refahını sağlamak için oluşturulmuş bir gruptur. Farklı şirketlerin maden sahalarını ve yönetim ofislerinin bölgelerini koruma görevinde bulunmaktadırlar. Paralı asker sistemine sahiptirler ve devletler tarafından tanınmaktadırlar.
Neo-Ordo Daẃrelis
Ordo Daẃrelis dininin yönetim ve yaşantı açısından yeniden baş göstermesini amaçlayan bir akımdır. Neo-Ordo Daẃrelis, kendi içinde “Es Upamaism” adında bir ideolojiye sahiptir. Es Upamaism, yazıya dayanan ilk dinlerin yaygınlaştığı dönemde bir Daẃrelis öğreticisi olan Es Upama’nın fikirlerine bağlı ideoloji olarak tanıtılır. Es Upamaism ideolojisine göre, asırlar önce tanrı ortadan kaybolmuş ve adı diğer sahte dinler tarafından lekelenmiştir. Grup tarafından geleneksel kabul edilen; karşı görülen kurumlara veya gruplara "kundaklama girişimi" ile saldırılması bir sembol olarak bilinmektedir.
Öz Drénar Partisi
Nosyum Nalko tarafından kurulan parti, aşırı milliyetçilik politikasını benimsemektedir. Drénar ırkının yüce ırk olduğunu, Neon gezegeninin de sadece Dŕenarlar olması gerektiğini savunmaktadır. Çoğu zaman bu politikası yüzünden eleştirilse de kimi zaman insanların ve diğer uygarlıkların gezegenlerine yaptıkları yüzünden politika gündeme gelmektedir. Rakibi olan Ulusal Birlik Partisine, Uldanria ve Reblenc Eyaletlerini yüzde altmış beş farkla geçtiği ve gezegende iki eyaleti yönettiği bilinir.
Ulusal Birlik Partisi
Redro - İnsan İşbirlikçi Kurumunun yönetim kadrosu tarafından, Neon Gezegeninde oluşturulmuş bir partidir. Parti, ılımlı politikaları ve uluslararası ilişkilerin dinamiğinin yüksek tutulmasını savunması ile tanınır. Rakibi Öz Drénar ve Üstün Dǝrralitas Partilerine karşı 19 eyaleti kazanmaları ile gezegendeki en büyük parti olarak bilinir.
Üstün Dǝrralitas Partisi
Korvus Nox tarafından oluşturulmuş, Teokrasi yönetim biçimini savunan bir partidir. Kutsal topraklar olarak bilinen mekanın eski çağlardaki gibi tek bir yönetimde bulunmasını savunan bir çizgiye sahiplerdir. Gezegendeki tek yeterli oy toplayabildikleri yerin “Flimbpeb” adlı bir eyalet olduğu görülmüştür.
Diğer İnançlar
Anavvaizm
Rüyaların, ruhların başka boyutlara ve zamanlara yolculuk yaptığı bir varlık olan "Esl Cɘlzœ" ile bağlantılı olduğuna inanılır. Varlığın, bilgelik ve kehanetin merkezinde bulunduğu rivayet edilmektedir. Esl Cɘlzœ adındaki varlığın, Bereket Tanrısı Anavva inancına temel hazırladığı ve antik bir mitolojiye dayanan Anavvaizm ile ilişkili olduğuna inanılmaktadır.
Nɒnzena
Mitolojide yer alan, tüm tanrıların soyunun başladığı ve bir döngüde bulunan Nonzen adlı mekana ibadet edilen bir inançtır. İnanca göre, kendilerine isimlerini daha önce duymadıkları ve var olduklarını bile bilmedikleri tanrılar bahşedilmiştir. Nɒnzena ayrıca “kutsal doğurganlık” anlamına gelir, Nonzen’e bir ibadet simgesi olarak “daire içinde kare” sembolü kullanılmaktadır.
Athariaizm
Mitolojide bulunan tanrıları, sebep sonuç ilişkisine bağlayarak yaşamın doğasıyla ilgili çıkarım yapılan bir inançtır. Athariaizm, Olimpiyat Tanrısı Deanwoll’un kendilerini olimpiyatlar için daha çevik ve koşucu canlılar olarak yaratması gibi örneklere sahiptir. Honovdra’nın kuzey bölümünde yer alan Atharia ismini koydukları gölü kutsal bölge olarak saymakta ve soğuk tonlarını inancın simgesi olarak görmektedirler.
