İtalyan sanatçı Gregorio Lazzarini tarafından yapılan "Orfeo massacrato dalle Baccanti" (Bakkhalar tarafından katledilen Orfeus)
Anomali Kodu: KRA-030
Anomali Adı: "Ozanın Kesik Başı"
Nesne Sınıfı: Aether
Tehlike Seviyesi: Kromaya - Artmış Tehlike (Γ-AT)
Açıklama: KRA-030, Antik Yunan mitolojisinde adı geçen ünlü ozan Orpheus'a ait olduğu tahmin edilen biyolojik açıdan tamamen canlı olmasına rağmen hiçbir çürüme, nekroz veya bozulma belirtisi göstermeyen kesik bir erkek insan başıdır. Nesnenin alt boyun kısmındaki kesik yüzeyi pürüzsüzdür ve buradaki damarlardan açık kırmızı renkte, tanımlanamayan metalik bileşenlere sahip bir sıvı çok yavaş bir ritimle akmaktadır. KRA-030'un özelliği, dudaklarının hiçbir harici uyarım olmaksızın sürekli olarak hareket etmesi ve duyulabilir frekansta fısıldayarak şarkı söylemesidir. Yapılan dilbilimsel incelemeler, nesnenin Antik Trakya lehçesinde "E-U-R-Y-D-I-C-E"1 söylediği ve kayıp bir ağıtın dizelerini sürekli olarak tekrarladığını kanıtlamıştır.
KRA-030'un yaydığı bu ses dalgaları, doğrudan insan zihni üzerinde zararlı etkilere yol açmaktadır. Nesnenin fısıltılarını herhangi bir elektronik filtre olmadan, çıplak kulakla duyan denekler otuz saniye gibi kısa bir süre içinde akut ve derin bir depresyon ile ağır bir yas evresine giriş yaparlar. Etkilenen kişiler, çevrelerindeki tüm insan ilişkilerini, sosyal bağları ve hayatta kalma dürtülerini tamamen reddetme eğilimi göstermeye başlarlar. Akustik maruz kalma süresi beş dakikalık kritik sınırı aştığında, deneklerin psikolojisinde geri dönüşü olmayan sonuçlar yaşanır. Bu aşamada etkilenen kişiler, kendilerini fiziksel olarak parçalara ayırma yönünde şiddetli ve durdurulamaz bir dürtüyle histerik krizler geçirmeye başlarlar. Bu olayın mitolojideki Maenadların2 Orpheus'u parçalama mitinin, kurbanın kendi üzerinde tersine dönmüş bir psikolojik projeksiyonu olarak değerlendirilmektedir.
KRA-030-1 ana nesnenin hemen yanında keşfedilen ve onunla doğrudan bağlantılı olan, kaplumbağa kabuğu ve fildişinden yapılmış antik bir lir kalıntısıdır. Enstrüman normal şartlarda yapısal olarak hareketsizdir ve herhangi bir fiziksel müdahale ile çalındığında anormallik göstermez. Fakat KRA-030 fısıltı seviyesinden çıkıp daha yüksek bir ses tonuyla şarkı söylemeye başladığında, KRA-030-1 üzerindeki teller hiçbir dış müdahale olmaksızın kendiliğinden titremeye ve çalmaya başlamaktadır. Enstrümanın sesi yükseldikçe, muhafaza bölgesindeki cansız nesneler, beton duvarlar ve beton çatlaklarından türeyen yerel bitki örtüsü, fiziksel yasaları çiğneyerek sese doğru bükülmeye, uzamaya ve nesnenin merkezine doğru eğilmeye başlamaktadır.
Keşif Ve Tespit: KRA-030 ve KRA-030-1, 1994 yılında Yunanistan'ın Doğu Makedonya ve Trakya bölgesinde yer alan Rodop Dağları'ndaki kayıp bir mağara sisteminde keşfedilmiştir. Bölgede sismik araştırma yapan jeologların, yerel bitki örtüsünün yeraltındaki tek bir noktaya doğru anormal bir şekilde uzadığını ve kayaçların spiral formlar oluşturarak büküldüğünü rapor etmesi üzerine Kurum ajanları harekete geçirilmiştir. Mağaranın en derin galerisine ulaşıldığında, tamamen kurumuş ve kristalleşmiş bir göletin merkezinde, fiziksel yasalara aykırı olarak havada asılı duran KRA-030 ve hemen altındaki taş sunakta KRA-030-1 bulunmuştur. Keşif operasyonu sırasında koruyucu kulaklık takmayan iki saha ajanı, nesnenin fısıltılarına maruz kalarak kendilerine zarar verme eğilimi göstermiş ve yerinde infaz edilmek zorunda kalınmıştır.
Olay yerinde yapılan detaylı aramalarda, KRA-030-1'in hemen yanında, zamanın aşındırma etkilerine mucizevi bir şekilde direnmiş, ceylan derisi üzerine antik Grekçe harflerle yazılmış anonim bir el yazması ele geçirilmiştir.
Saklama Prosedürleri: KRA-030, Tesis-100'de bulunan, ses yalıtımı yüksek düzeyde güçlendirilmiş 5x5x5 metrelik standart bir yeraltı muhafaza hücresinde tutulmalıdır. Hücre duvarları, akustik rezonansı tamamen sıfırlayan katmanlı kurşun ve sünger panellerle kaplanmıştır. KRA-030 ile doğrudan etkileşime girecek veya muhafaza alanına yaklaşacak tüm personelin, aktif gürültü engelleyici askeri düzeyde ANC kulaklıklar takması zorunludur. Hücre içi ve çevresi, her türlü ses sızıntısını tespit etmek adına frekans analizörleri ve hassas mikrofonlar ile 24 saat boyunca izlenmelidir.
Özel Bakım Prosedürleri: KRA-030'un boyun kesitinden sızan metalik bileşenli sıvının birikmesini önlemek amacıyla, nesnenin altına kimyasal olarak nötr, paslanmaz çelikten imal edilmiş bir drenaj haznesi yerleştirilmiştir. Bu sıvı, her ayın ilk haftasında otomatik bir vakum sistemiyle tahliye edilmeli ve tehlikeli atık statüsünde biyolaboratuvarda muhafaza edilmelidir. KRA-030-1'in tellerinde veya gövdesinde meydana gelebilecek olası aşınmaları engellemek adına, muhafaza hücresinin nem oranı sabit olarak %35 seviyesinde tutulmalı ve ortam sıcaklığı 18 santigrat dereceye sabitlenmelidir.
Notlar:
EL YAZMASI
Onu nehirden çıkardığımda sesine çıplak kulaklarımla maruz kaldım. Göğsümde filizlenen o ani, dipsiz yası kelimelerle tarif edemem. Bu çağın insanlarının tapındığı tanrılar, felsefeler ve gelecek yüzyılların tüm teknolojik zaferleri bir saniyede anlamını yitirdi. Ruhum kendi etimi tırnaklarımla söküp bu işkenceye son vermek için çıldırdı. Lakin zihnimin rasyonel tarafını zorlukla ayakta tutarak kulaklarımı kalın balmumu tabakalarıyla tıkamayı başardım. Çok dehşet vericiydi. O, gövdesi ayrı şekilde halen konuşmaya devam ederken yanına bıraktığım fildişi lirin telleri görünmez frekanslarla kendine çekiliyor, etraftaki asırlık çınarlar sese doğru birer kulak gibi eğiliyor, nehir tersine akıyordu.
Onun yas tutmadığı aşikardı. Yeraltından getirdiği o dehşet şarkıyla tüm her şeyi tersine çevirmek, parçalamak istiyordu. Bu yüzden onu Rodop Dağları’nın en derin, güneş görmeyen dehlizine kapattım. Lirini de yanına bıraktım ki dışarıdaki dünya bu uğursuz harmoniyle yıkılmasın. Bu parşömeni buraya, tarihin bu ilkel karanlığına bırakıyorum çünkü biliyorum ki bir gün benim geldiğim o kibirli gelecek, bu gizemi bulacak kadar meraklı ve onu susturamayacak kadar aciz olacak.
Raporu Hazırlayan: [Dr. Jack Norm]
Tarih: [20/05/1994]
