Okuduğunuz İçin Teşekkürler…
Anomali Kodu: KRA-019
Anomali Adı: "Tel Örgüler"
Nesne Sınıfı: Eon
Tehlike Seviyesi: Safed - Potansiyel Tehlike (Α-PT)
KRA-019'un bulunduğu alan
Açıklama: KRA-019, 15 ila 20 metre uzunluğunda standart tel örgü biçimine sahip, toplamda 24 adet birbirine bağlantılı yapıdan oluşmaktadır. Her bir örnek, siteler, askeri bölgeler ve çevrelenmiş alanlarda karşılaşılan konvansiyonel çitlere benzer görünüm sergiler. Yükseklikleri 2 ile 3 metre arasında değişmekte olup, bileşimlerinde bakır, çelik ve çeşitli metal alaşımlar tespit edilmiştir. Yapının yüzeyinde paslanma, aşınma veya çevresel etkenlerden kaynaklanabilecek herhangi bir deformasyon izine rastlanmamıştır.
Nesnenin özellikleri yalnızca gözlem yapılmadığı anlarda ortaya çıkar. KRA-019, gözlemlenmediğinde konum değiştirme, şekil değiştirme ve kendi kendini yeniden konumlandırma yeteneklerine sahiptir. Yer değiştirme esnasında, tel yapının eklem yerlerinde veya bağlantı noktalarında fiziksel bir bozulma gözlemlenmemiştir. KRA-019’un yer değiştirdiği alanlarda sürüklenme, toprakta baskı izleri veya çevresel tahribat saptanmamaktadır. Bunun yanı sıra, örneklerin hareket hızları ölçülememiştir; konum değişiklikleri yalnızca gözlemlenme kesildikten sonra tespit edilmektedir. Yer değiştirme olayları sırasında her bir tel, birbirlerine paralel veya eş olacak şekilde yeniden düzenlenmekte ve nadiren çember şeklini almaktadır. Çifter olarak sıralanan KRA-019, nadiren tek konuma gelmekte ve birbirine eş olarak bağlı telden ayrılmaktadır.
Yapılar arasındaki bağlantılar, konvansiyonel metal klipslerle sağlanmış gibi görünse de, klipslerin sökülmesi veya kesilmesi girişimlerinde kullanılan kesici aletler anında işlevsiz hale gelmektedir.
Yapılan deneylerde, KRA-019’un oluşturduğu çevre içerisine giren nesnelerden bazılarının, gözlemsiz sürelerde farklı konumlara taşındığı kaydedilmiştir. Canlı deneklerle yapılan testlerde, deneklerin koordinasyon kaybı yaşadığı ve çevre bilincini yitirdiği gözlemlenmiştir. Ses kayıt cihazları, çevrede düşük frekansta sürekli bir titreşim kaydetmiştir. Bu titreşim, yalnızca KRA-019’un aktif olduğu (yani gözlemlenmediği) anlarda tespit edilmektedir.
Keşif ve Tespit: KRA-019, ██/██/20██ tarihinde, [VERİ GİZLENDİ] ülkesinin [VERİ GİZLENDİ] numaralı bölgesinde terk edilmiş bir askeri eğitim sahasında keşfedilmiştir. İlk tespit, saha çevresinde devriye gezen yerel güvenlik güçlerinin, daha önce varlığı kaydedilmemiş bir dizi tel örgüyü raporlamasıyla gerçekleşmiştir. Bölgeye gönderilen ilk araştırma ekibi, tel örgülerin konvansiyonel yapılara benzerliğini doğrulamış; ancak kısa süreli gözlem kesintilerinde çitlerin konumlarının değiştiğini fark etmiştir. Belgelendirme sırasında, bir ekibin KRA-019’un çevresinde dolaşırken aniden yön duygusunu kaybettiği ve başlangıç konumlarına geri dönemedikleri kayda alınmıştır. Yapının çevresel hasar oluşturmadan hareket edebilme yeteneği üzerine şüpheler artınca, nesne KRA olarak sınıflandırılmış ve bölge karantina altına alınmıştır. İzolasyonun ardından, toplamda 24 bağlantılı tel örgünün sistematik bir düzen içinde yer değiştirdiği, birbirine paralel veya çember şeklini alacak şekilde yapılandığı gözlemlenmiştir.
Saklama Prosedürleri: KRA-019'un tüm örnekleri, Site-██’in 5 km kuzeybatısında yer alan 100x100 metrelik açık bir araziye konuşlandırılmıştır. Çevresi 4 metre yüksekliğinde, güçlendirilmiş çelikten yapılmış bir güvenlik bariyeri ile çevrilmelidir. Bariyer boyunca 50 metre aralıklarla termal, hareket ve elektromanyetik sensörler yerleştirilmiştir. Alana giriş yalnızca Seviye 3 yetkili personel tarafından ve saha amirinin izniyle gerçekleştirilebilir. Her bir KRA-019 örneğinin etrafında, minimum 5 metre mesafede, gözlemsiz alan oluşmasını önlemek amacıyla 360 derece görüş açısına sahip yüksek çözünürlüklü kameralar konumlandırılmıştır. Kameralar, vardiya değişimlerinde kontrol edilmeli ve her 72 saatte bir bakıma alınmalıdır. Olası bir konum değişikliği tespit edildiğinde, bölgeye giriş-çıkışlar durdurulmalı ve TechVanguards ("UE-ilet") çağrılmalıdır. Gözlemsiz alan bırakılmaması için vardiya aralıkları en fazla 90 dakika olmalıdır.
Özel Bakım Prosedürleri: KRA-019’un fiziksel bakımına yönelik müdahaleler yalnızca görsel ve uzaktan tespit yöntemleri ile sınırlıdır; doğrudan temas kesinlikle yasaktır. Yapının yüzeyinde paslanma, deformasyon veya çevresel etken kaynaklı bir bozulma gözlemlenmese de, haftalık spektral taramalar ve metal yoğunluk analizleri yapılmalıdır. Elektromanyetik dalga frekansı kaydı her 24 saatte bir alınmalı; frekans aralığında anormallik gözlemlendiğinde araştırma ekibine rapor sunulmalıdır. Klips bağlantı noktalarına yönelik kesme veya sökme girişimleri yasaklanmıştır; önceki girişimlerde kullanılan ekipmanların işlevsiz hale geldiği göz önünde bulundurularak, bu tür eylemler yalnızca direktör onayıyla simüle edilmelidir. Çevre alanında bitki örtüsü kontrolü, görüş alanını engellemeyecek şekilde her iki haftada bir düzenlenmeli; tel yapılarla olası fiziksel temas oluşturabilecek hava koşulları öncesinde ek güvenlik önlemleri alınmalıdır. KRA-019 çevresinde çalışan personel, düşük frekanslı titreşimlerden kaynaklanabilecek koordinasyon bozukluklarına karşı 30 dakikada bir sağlık kontrolünden geçirilmelidir.
KRA-019 Gözlemlenen Sıralama Biçimleri
1. Paralel Sıralama
KRA-019 tel örgüleri, birbirine paralel olacak şekilde düzgün bir şekilde hizalanmıştır. Her bir tel, komşusuyla yaklaşık 1 cm mesafe bırakacak şekilde dizilmiştir. Sıralama biçimi, gözlem sırasında en yaygın görülen düzenlemedir. Tel yapıları arasında belirgin bir düzensizlik veya fiziksel deformasyon kaydedilmemiştir.
2. Eş Zamanlı Sıralama
Tüm KRA-019 örnekleri, birden fazla telin eş zamanlı olarak birbirine tam paralel şekilde hizalanarak bir düz çizgi oluşturduğu gözlemlenmiştir. Eş zamanlı sıralama, bazen tüm çitin aynı anda konum değiştirmesi sırasında gözlemlenmiştir. Bu sırada, tel yapıları herhangi bir fiziksel bozulma göstermemiştir.
3. Çiftli Sıralama
Tel örgülerinin her bir çifti, paralel bir biçimde birbirine bağlanarak yan yana sıralanmıştır. Çiftli sıralama, KRA-019’un hareket ettiği gözlemlenen anlarda yaygın bir özellik olarak belirginleşmiştir. Çiftler, genellikle 2-3 metre aralıklarla ve birbirlerinden eşit mesafede bulunurlar. Tel yapıların daha az yaygın hareket etmeye başladığı, ancak yer değiştirme olduğu zamanlar sıklıkla görülmüştür.
4. Çember Şeklinde Sıralama
KRA-019’un tel örgüleri, nadiren ama belirgin bir şekilde çember biçiminde yeniden düzenlenmiştir. Tel yapıları, merkezde bir nokta etrafında düzgün bir şekilde döngüsel biçimde sıralanmıştır. Oluşan biçim, daha önce gözlemlenmiş yer değiştirmelerde, özellikle çevredeki alanın dar olduğu durumlarda tespit edilmiştir.
5. İç İçe Geçmiş Sıralama
KRA-019 tel örgüleri, birbiriyle kesişen ve iç içe geçmiş bir yapı oluşturmuştur. Sıralanış, örneklerin yer değiştirdiği ancak herhangi bir fiziksel bozulma yaşanmadığı gözlemler sırasında kaydedilmiştir. Tel örgülerinin iç içe geçişi, sıklıkla çit yapısının düzeni bozulmadan yer değiştirmesiyle ilgilidir.
6. Yüksek Tetikleme ile Yığılmış Sıralama
KRA-019 tel örgülerinin, yoğun bir hareketin olduğu anlarda bir araya toplanarak bir yığılma oluşturduğuna dair birkaç gözlem kaydedilmiştir. Tel yapıları, bu durumda düzensiz şekilde bir araya gelir ve birbiriyle birleşir. Yığılma biçimi sadece kısa süreli olarak gözlemlenmiştir ve sonrasında tel örgülerinin normal konumlarına geri dönmeleri kaydedilmiştir.
7. Serbest Dolaşım
KRA-019, nadiren de olsa tel yapılarını tamamen serbest bir biçimde hareket ettirir ve her tel farklı yönlere savrulmuş gibi gözükür. Bu sıralama, yapının gözlemi kaybolduğunda, kısa süreli bir boşluk içerisinde gerçekleşir. Bu sıradaki tellerin fiziksel bütünlüğü de herhangi bir şekilde zarar görmeden hareket eder.
KRA-019 Gözlemlenen 8. Sıralama Biçimi
Olay Kodu: KRA-019-INC-07
Tarih: 21/██/20██
Gözlem Sorumlusu: Dr. Edwin Harlowe
Destek Ekibi: Guardianaegis Keşif Birimi ("Zephra-Alfa Ekibi"), 2 saha araştırmacısı, 1 jeolog, 1 mühendis, 1 iletişim görevlisi
Dosya Özeti:
21/██/20██ tarihinde, KRA-019’un bulunduğu İzolasyon Alanı-23’te yapılan rutin gözetim sırasında, gözetleme sistemlerinde yaklaşık 15 dakikalık bir sinyal kesintisi yaşanmıştır. Görsel bağlantının tekrar sağlanmasının ardından, KRA-019’un tüm 24 tel örgüsünün gözlem noktasından kaybolduğu tespit edilmiştir. Araştırma ekibi tarafından gerçekleştirilen saha taraması sonucunda, tel örgülerinin mevcut konumlarından yaklaşık 1.3 kilometre güneyde, önceden kaydedilmemiş bir çökme bölgesinde çember şeklinde konumlandığı belirlenmiştir. Çemberin merkezinde 6.4 metre çapında ve yaklaşık 18 metre derinliğinde bir obruk oluşmuş, oluşumun alt kısmında daha önce belgelenmemiş bir yer altı tünel sistemi ve mağara ağı gözlemlenmiştir.
Araştırma Kaydı:
09:57: Ekip, KRA-019’un yeni konumunun tespit edilmesinin ardından olay bölgesine ulaşmıştır. Çember şeklinde konumlanan tel örgüler, obruğun çevresini kusursuz bir simetriyle sarmaktadır. Her bir tel, komşusuyla 1 cm aralıklı şekilde hizalanmış ve aralarındaki mesafe ölçümlerinde sapma gözlemlenmemiştir. Tel yapıların zemine herhangi bir destek olmadan sabitlenmiş olduğu not edilmiştir. Obruğun kenar kısmında toprakta doğal olmayan bir sıkışma gözlemlenmiş, ancak herhangi bir sürüklenme veya baskı izi tespit edilememiştir.
10:05: Teğmen Halberg ve ekibi, emniyet halatları kullanarak obruğa inişe başlamıştır. Çevresel ölçüm cihazları, iniş sırasında 17 Hz frekansında sürekli bir titreşim kaydetmiştir. Obruğun iç yüzeylerinde herhangi bir bitki örtüsü veya doğal mineral birikintisi saptanmamış; yüzey, pürüzsüz ve aşırı derecede homojen bir taş yapıya sahiptir.
10:14: Ekip, yaklaşık 18 metrelik inişin ardından ana tünel girişine ulaşmıştır. Giriş açıklığı 2.3 metre yüksekliğinde ve 1.7 metre genişliğindedir. Jeolog Dr. K. Linwood, tünel duvarlarında insan yapımı olmayan fakat doğal oluşumlarla açıklanamayacak kadar düzgün kesitler tespit etmiştir. Taş yüzeyler metalik bir parıltı sergilemekte olup, taş örnekleri alınmasına yönelik çekiç darbeleri herhangi bir iz bırakmamıştır.
10:21: Ekip, ana tünelden 45 metre ilerledikten sonra yolun üç kola ayrıldığı bir çatallaşmaya ulaşmıştır. Tüm kolların eşit genişlikte olduğu gözlemlenmiştir. İletişim Görevlisi K. Yates, sinyal gücünde %15 düşüş kaydetmiş ve düşük frekans titreşimlerinin 19 Hz seviyesine yükseldiğini bildirmiştir. Ekip, öncelikli keşif için sol kolu tercih etmiştir.
10:29: Sol tünelde ilerlerken, tünel zemininin belirli aralıklarla kabardığı gözlemlenmiştir. Kabaran bölgelerden birinin açılması üzerine, yüzeyin altında tel örgülere benzer ince metal damarlar saptanmıştır. Damarlara fiziksel temas girişimi, Operatör D. Simmons’un eldiveninin anında aşınmasına neden olmuştur. Temas sonrası Simmons hafif baş dönmesi ve yön kaybı yaşadığını rapor etmiştir.
10:37: Ekip, sol tünelin 200 metre ilerisinde KRA-019’un bir örneğini (KRA-019-12) mağara duvarına bitişik halde bulmuştur. Tel yapı, yüzeye gömülü şekilde konumlanmış ve çevresindeki taş yüzey telin etrafında şekillenmiş gibi görünmektedir. Çekme ve kaldırma girişimleri başarısız olmuştur; ayrıca temas eden aletlerin yüzeyleri matlaşıp işlevsiz hale gelmiştir.
10:44: Keşif, orta tünele yönelmiştir. Tünelde duvarların yüzeyi önceki kısımlara göre daha pürüzsüzdür ve zemin boyunca belirsiz bir sıcaklık artışı hissedilmiştir. Jeolog Linwood, yüzeyin ılık olduğunu ve çevrede doğal bir ısı kaynağı bulunmadığını doğrulamıştır.
10:50: Orta tünel, 400 metre sonra geniş bir mağara odasına açılmaktadır. Oda çapı yaklaşık 35 metre olarak ölçülmüş ve tavan yüksekliği 12 metre olarak kaydedilmiştir. Odanın tam merkezinde 1.5 metre çapında, 15 cm yüksekliğinde düz bir taş platform yer almaktadır. Platform çevresindeki zemin, tel örgü benzeri damarlarla örülmüş olup, damarlar odanın kenarlarına doğru düzensiz bir ağ gibi yayılmaktadır.
Alanı kaplayan yapılar
10:56: Platform üzerine ses kayıt cihazı yerleştirilmiş ve cihaz 21 Hz frekansında, insan kulağıyla duyulamayan bir titreşim kaydetmiştir. Ekip üyeleri, bu sırada zaman algısında sapmalar yaşadıklarını bildirmiştir. Operasyon Lideri Halberg, odaya girdikten sonra saatin 10:50’de kaldığını ve cihazların zaman göstergelerinin senkron dışına çıktığını rapor etmiştir.
11:03: Tünel girişine dönüş emri verilmiştir. Geri dönüş sırasında tel damarların, ekibin geçtiği bölgelerde belirginleştiği ve zeminde hafif kabarmalar oluşturduğu gözlemlenmiştir.
11:19: Ekip, yüzeye çıkmıştır. Yükselme sırasında obruğun iç yüzeyinde, KRA-019 tel örgülerinin kısa süreli bir ışık yansıması oluşturduğu görülmüştür. Ekip üyelerinden biri geçici körlük yaşamış, ancak 15 dakika içinde görme yetisi normale dönmüştür.
KRA-019 Keşif Dosyası
Olay Kodu: KRA-019-INC-12
Tarih: 30/██/20██
Gözlem Sorumlusu: Teğmen R. Halberg
Destek Ekibi: Guardianaegis Keşif Birimi ("Zephra-Alfa Ekibi"), 2 saha araştırmacısı, 1 jeolog, 1 biyolog, 1 iletişim görevlisi
09:12: Ekip, önceki keşif sırasında ulaşılan obruk alanındaki orta tünelin daha derin kısımlarına doğru ilerlemeye başlamıştır. Tünel boyunca düşük frekanslı (yaklaşık 18 Hz) titreşimler kaydedilmiş; sıcaklıkta önceki keşiften farklı olarak ani bir düşüş gözlemlenmiştir (yaklaşık 4°C).
09:27: Ekip, yaklaşık 700 metre ilerledikten sonra tünelin sonlandığı bir taş duvar ile karşılaşmıştır. Jeolog Dr. K. Linwood tarafından yapılan yüzey taramasında, duvarda doğal olmayan simetrik çizgiler ve yüzeye gömülü ince metal damarlar tespit edilmiştir. Çevresel analiz cihazları, duvarın arkasında geniş bir boşluk olduğunu göstermiştir. Ekskavatör aleti kullanılarak yapılan müdahaleler başarısız olmuş, yüzeyin aşındırılamadığı kaydedilmiştir.
09:41: Teğmen Halberg’in komutu üzerine, bölgeden çekilme sırasında duvarın yüzeyinde hafif bir titreşim hissedilmiş ve 40 saniye süren bir sarsıntının ardından duvar ikiye ayrılarak geriye kaymıştır. Açığa çıkan geçit, tamamen beyaz ve pürüzsüz yüzeylerden oluşan yaklaşık 4 metre yüksekliğinde ve 3 metre genişliğinde bir odaya açılmıştır. Odanın içi mağara ortamıyla zıt bir şekilde steril ve havasızdır; gaz ölçüm cihazları oksijen oranını sıfır olarak kaydetmiştir. İletişim Görevlisi K. Yates, telsiz iletişiminde herhangi bir parazit tespit etmemiştir.
09:46: Ekip odaya giriş yapmıştır. İç sıcaklık 10°C olarak kaydedilmiş, zeminin tamamı ince ve kırılgan bir yüzeyle kaplanmıştır. Odanın merkezinde, taban ve tavanı birbirine bağlayan, sarmal ve kalın bir yapı gözlemlenmiştir. Yapı, kabuk benzeri katmanlara sahip olup yüzeyinde çatlaklar ve soyulmuş bölümler mevcuttur. Biyolog Dr. M. Erland, yüzeyin organik veya biyolojik bir materyal içermediğini, ancak taş veya metal de olmadığını belirtmiştir. Malzemenin kimyasal bileşimi analiz cihazları tarafından tanımlanamamıştır.
Keşfedilen Yapı
10:02: Odanın duvarlarında çıkış veya ek tünel izine rastlanmamıştır. Çevresel ses kayıt cihazları, oda içinde herhangi bir yankı oluşmadığını ve sesin “emildiğini” kaydetmiştir.
10:11: Yapının taban kısmında, sarmal formun alt katmanlarının zeminle bütünleştiği ve ince bir toz tabakasıyla çevrelendiği gözlemlenmiştir. Jeolog Linwood, toz örneklerinin standart silika tozundan farklı olduğunu ve hafif manyetik özellik sergilediğini belirtmiştir.
10:22: Ekip, önceki keşif alanındaki beyaz, havasız odadan ayrıldıktan sonra doğu yönünde ilerleyerek yaklaşık 30 metre mesafe kat etmiştir. Mağara yapısının karakteristik pürüzlü ve nemli yüzeyi, yerini aniden düzgün, parlak ve açık gri renkli fayans zeminine bırakmıştır. Yüzeyin herhangi bir doğal oluşum olmadığı kısa sürede anlaşılmış; fayansların her biri yaklaşık 50x50 cm boyutunda olup, aralarındaki derzlerde zamanla birikmiş toz ve kırıntı dışında belirgin bir aşınma gözlemlenmemiştir.
10:36: Operatör Yeth, keşif kamerasını ileri yönlendirdiğinde, 12 metre ileride sıradışı bir cisim tespit edilmiştir. Yapı, insan formuna benzeyen bir silueti andırmakta ancak tamamen çeşitli boyutlarda taş ve kaya parçalarından oluşmaktadır. Üzerinde, solmuş kot pantolon ve yıpranmış koyu renkli bir sweatshirt bulunmuş; giysilerin iç kısmı tamamen taşla doludur. Çavuş Lins, varlığın çevresinde herhangi bir tuzak veya basınca duyarlı mekanizma olup olmadığını kontrol etmiş, sonuç negatif çıkmıştır.
Bulunan cisim
10:29: Dr. Calen, giysilerin dış katmanında herhangi bir biyolojik kalıntı veya doku izine rastlanmadığını bildirmiştir. Giysiler, taş parçalarına sıkıca dolanmış olup, çıkarılmaya çalışıldığında parçaların bütünlüğü bozulmamakta; kayalar doğal bir oluşumun parçasıymış gibi yerlerinden ayrılmamaktadır. Ferrow, taşların çoğunun magmatik kökenli olduğunu ve bölgedeki doğal taş türleriyle örtüşmediğini tespit etmiştir.
10:33: Teğmen Halberg, varlığa dokunulmaması emrini vermiştir. Kayıt cihazları, taş cismin yakınında düşük frekansta (yaklaşık 18 Hz) sürekli bir titreşim algılamış, ancak bu titreşim odadan uzaklaşıldığında kaybolmuştur. Operatör Yeth, cismin çevresindeki fayans zeminin normalden daha düşük bir sıcaklık yaydığını rapor etmiştir.
Güvenlik Yetkilisi: Teğmen Halberg Smith
Raporu Hazırlayan: Dr. Calen H.
Tarih: 21/02/20██