| G.S.L.Y.Ts Evrensel Bayrak |
|---|
Bilinenler
Ghal’Seru Lyth’Yaat T’sharin (kısaltmasıyla G.S.L.Y.Ts), insanlık literatüründe Galaktik İmparatorluk adıyla anılan, çoklu evrenler ve boyutlar arasında geçiş yapabilme kapasitesine sahip ileri bir uygarlık olarak tanımlanmaktadır. Kaynakların büyük bölümü, bu ırkın uzay-zaman yapısının işleyişini çözüp yeniden düzenleyebilecek düzeyde bir teknolojiye ulaştığını, bu nedenle karşılaştırılabilir herhangi bir medeniyetten daha üstün bir bilimsel gelişmişlik sergilediğini belirtmektedir. G.S.L.Y.Ts üyeleri dış gözlemciler tarafından çoğunlukla barışçıl bir tür olarak tanımlansa da, geniş ölçekli askeri yapılanmaları ve silahlı kuvvetleri bulunduğu da bilinmektedir.
Uygarlığın kökenine ilişkin bilgiler sınırlıdır. Dünya’nın oluşumundan çok önce kendi gezegenlerinde nükleer enerji kullanımına geçtikleri iddia edilmekle birlikte, geçmişlerine dair yazılı bir tarih, kültür kaydı veya kronoloji bulundurmadıkları bilinmektedir. Bu durum, ırkın kökeni, evrimsel geçmişi ve toplumsal gelişimi üzerine yürütülen araştırmaların çoğunu varsayımsal bir çerçevede bırakmaktadır. Kendilerini evrendeki en eski tür olarak nitelendirmeleri ise, herhangi bir belgeyle desteklenmediği hâlde, temsilcileri tarafından açık biçimde tekrar edilmektedir.
G.S.L.Y.Ts tarafından doğrulanan az sayıdaki veri arasında, üslerinin iki uç koşullu gezegende bulunduğu bilgisi öne çıkmaktadır. Bu tesislerden biri, yoğun atmosferi ve yüksek yansıtıcılığı nedeniyle evrenin en parlak gezegeni olarak nitelenen Venüs’te; diğeri ise ışığı neredeyse hiç yansıtmayan, “evrenin en karanlık gezegeni” TrES-2b’de konumlanmıştır. Bu seçimlerin stratejik, bilimsel ya da sembolik nedenlere dayanıp dayanmadığı yönünde kesin bir açıklama yapılmamıştır.
Irkın çoklu evrenlerde izlediği yol haritalarında Dünya’nın ve insan türünün neden düzenli olarak odak noktası hâline geldiği konusu belirsizliğini korumaktadır. Bu durum çoğunlukla komplo teorileri ve spekülatif yaklaşımlar çerçevesinde ele alınmakta; bilimsel bir uzlaşıya dayanmamaktadır. Buna rağmen, temsilcilerinin aktardığı tek açıklama, insan türünün G.S.L.Y.Ts kadar yüksek bir potansiyel barındırdığı ve bu potansiyelin açığa çıkarılmasını amaçladıkları yönündedir. Irkın bu söylemlerinin gerçek motivasyon mu yoksa daha geniş kapsamlı bir stratejinin parçası mı olduğu ise mevcut verilerle tespit edilememektedir.
G.S.L.Y.Ts’in canlı yaşamına doğrudan zarar vermemesinin temel nedeni, ziyaret ettikleri evrenlerde enerji ihtiyaçlarını tamamen yıldız kütlelerinden ve karanlık maddeden karşılayabilmeleridir. Bu uygarlık, büyük ölçekli yıldızların enerjisini ve karanlık maddenin fiziksel özelliklerini kullanarak, evrende geriye kalan hemen her tür maddeyi yeniden sentezleyebildiğini belirtmektedir. Bu yetenek, kaynak kullanımını pratikte sınırsız hâle getirmekte ve diğer canlı türleriyle rekabet ihtiyacını ortadan kaldırmaktadır.
Bazı paralel evrenlerde, Dünya üzerindeki tüm silahlanmayı ortadan kaldırmalarına rağmen insan toplumlarının savaşmaya devam ettiğini ileri sürmüşlerdir. G.S.L.Y.Ts temsilcileri bu durumu, çatışmanın kaynağının teknolojik araçlar değil, ahlaki ve bilişsel eğilimler olduğunu öne sürerek açıklamaktadır. Onlara göre gerçek barış, yalnızca tam anlamıyla “saf iyilik” olarak ifade ettikleri bir bilinç durumunun yerleşmesiyle mümkün olabilir ve bu dönüşümü insanlığa kazandırmayı amaçladıklarını iddia etmektedirler.
Irkın insanlık tarihine doğrudan müdahalesine dair en çok tartışılan örnek, Stonehenge1 ile ilişkilendirilen anlatılardır. Mevcut açıklamalara göre, G.S.L.Y.Ts insan uygarlığının erken döneminde yapının inşasında rol almış; bu alanı bir tür iletişim merkezi olarak kullanmıştır. Ardından, tüm malzemelerini geri alarak bölgeden ayrılmış, ancak yapının taş düzenini bozmamıştır. Bu iddiaların doğruluğu, arkeolojik bulgularla desteklenmediği için bilimsel çevrelerde tartışmalı kabul edilmektedir. G.S.L.Y.Ts’in güncel konumu veya faaliyet alanları ise bilinmemektedir.
Bu uygarlığa dair en dikkat çekici paradokslardan biri, yüksek derecede örgütlü ve geniş kapsamlı bir sistematik yapıya sahip olmalarına rağmen kendilerini hiçbir zaman imparatorluk olarak tanımlamamalarıdır. Kendi dillerinde kullanılan ana kavramlar bu yaklaşımı açıklayıcı niteliktedir: Ghal’Seru “kaosun üstünde yükselen düzen”, Lyth’Yaat “karanlığın içindeki ışık”, T’sharin ise “bağlayıcı irade” anlamına gelmektedir. Bu üç öğe bir araya geldiğinde, kendilerini ifade ettikleri tek tanımlama oluşur: “Düzeni kontrol eden, ancak ona bağlı olmayanlar.”
| G.S.L.Y.Ts Gezegensel Üs Amblemi |
|---|
Tarihçe
G.S.L.Y.Ts’in Dünya ile ilişkisine dair anlatılar, insan türünün tarih yazımından çok daha eski dönemlere uzanan çok katmanlı bir temas dizisini tanımlamaktadır. Mitik nitelikli bu kaynaklara göre insanlık, G.S.L.Y.Ts’in gezegeni ziyaret etmesinden uzun süre sonra tarihsel kayıt tutmaya başlamış; bu nedenle, türün Dünya üzerindeki varlığına ilişkin bilgiler yalnızca gözleme dayalı ikincil anlatılar hâlinde kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Bu anlatıların ortak noktasına göre G.S.L.Y.Ts, herhangi bir iz bırakmayı amaçlamamalarına rağmen, varlıklarının dolaylı işaretleri gezegenin geçmişinde yer yer görülebilmektedir.
İlk temasın, Dünya henüz bütünleşmemiş bir gezegen kütlesi hâlindeyken gerçekleştiği iddia edilmektedir. Bu dönemde ne kıtalar ne de okyanuslar oluşmuş, yüzey ise yoğun ısılı kayalardan ibarettir. G.S.L.Y.Ts’in bu erken evrede gezegenin mineral dengesini, çekirdek yapısını ve oluşum süreçlerini gözlemlediği; herhangi bir müdahalede bulunmadan ayrıldığı öne sürülmektedir. Bu temas, Dünya’nın yalnızca “olasılık” olarak değerlendirildiği bir inceleme olarak yorumlanır.
İkinci temas, mikroskobik sualtı yaşamının yeni yeni çoğalmaya başladığı döneme tarihlenmektedir. Tek hücreli organizmaların bölünerek çoğaldığı bu çağda, G.S.L.Y.Ts’in gezegene yeniden döndüğü ve yalnızca biyolojik gelişimi izlemekle yetindiği aktarılmaktadır. Bu gözlemin temel amacı, erken yaşamın ilerleyişini değerlendirmek olarak açıklanır.
Üçüncü temasın insan türünün ortaya çıkışıyla aynı döneme denk geldiği iddia edilmektedir. Avcı-toplayıcı toplulukların gökyüzünü yorumlamaya başladıkları bu çağda, G.S.L.Y.Ts’in Dünya’nın belirli manyetik noktalarında çalışarak taş blokları kaldırdığı; bu yapıların onlar tarafından bir iletişim kapısı olarak kullanıldığı, insanlık tarafından ise Stonehenge adıyla kültürel bir simgeye dönüştürüldüğü öne sürülür. Aktarılan bilgilere göre G.S.L.Y.Ts görev tamamlandığında tüm ekipmanlarını geri almış, ancak taş dizilimini olduğu gibi bırakarak bölgeden ayrılmıştır.
İzleyen temas, insanın kültürel ve bilişsel gelişiminin hızlandığı; ateşin bilinçli kullanımının, gıda depolamanın ve öğretme davranışının ortaya çıktığı döneme atfedilir. Bu aşamadan itibaren G.S.L.Y.Ts’in insan zihninin gelişimini özellikle takip ettiği belirtilmektedir.
Daha sonraki ziyaretin, devletleşmenin, örgütlü savaşın ve güç merkezlerinin oluştuğu tarihsel dönemlerde gerçekleştiği ifade edilmektedir. Kaynaklar, G.S.L.Y.Ts’in bu çağda insana dair ilk “hayal kırıklığını” yaşadığını; bilginin kolektif gelişim aracı olmaktan çıkıp yıkıcı güç ilişkilerine dönüştürüldüğünü gözlemlediğini belirtir. Bu ziyaretin tamamen sessiz geçtiği ve herhangi bir müdahalede bulunulmadığı aktarılır.
Sanayi Devrimi, bu anlatıya göre bir dönüm noktasıdır. İnsan türünün düşünceyi mekanik güç hâline getirdiği bu süreç, G.S.L.Y.Ts tarafından yeniden değerlendirilmiş; insanlık potansiyelinin artan ivmesi nedeniyle Dünya’nın tekrar izlemeye değer görüldüğü iddia edilmiştir.
Son temasın ise insanın nükleer enerjiyle ilk etkileşim kurduğu geceye, yani ilk atom denemesine denk geldiği ileri sürülmektedir. G.S.L.Y.Ts’in bu olayı “insanın yıldızların enerjisine ilk dokunuşu” olarak yorumladığı ve bu sırada oluşan kuantum düzensizliklerini ölçmek üzere Dünya atmosferine sessiz biçimde girdiği belirtilir. Bu temasa ait olduğu söylenen tek ifade, bir gözlemci temsilciye atfedilir: “Yıldızlara dokunan tür, yıldızların geleceğini de belirler.”
| G.S.L.Y.Ts - İnsanlık İşbirliği Amblemi |
|---|
İnsanlar İle İlk
"Gerçek" Etkileşim
G.S.L.Y.Ts’in insanlıkla doğrudan temasa geçtiği iddia edilen ilk olay, 1990 yılında Stonehenge yakınlarında gerçekleşen iniş vakasıdır. Çeşitli kaynaklara göre iniş, yerel saatle 03.12 civarında kaydedilmiş; bölgeye ilk olarak Birleşik Krallık güvenlik birimleri ulaşmış, ardından hükümet izniyle Federal Soruşturma Bürosu devreye girmiştir. Görüşmede G.S.L.Y.Ts temsilcilerinin herhangi bir saldırgan tutum sergilemediği, aksine iletişime açık bir profil sergilediği aktarılmaktadır. Tarafların kısa süreli bir temas ve karşılıklı bilgi alışverişinden sonra müzakere masasına oturduğu öne sürülmektedir.
Bu anlatıya göre G.S.L.Y.Ts, Dünya’ya ilişkin tüm kültürel, politik ve bilimsel birikimi birkaç gün içinde değerlendirmiş ve bu bilgilerin bir kısmını görüşmelerde gündeme getirmiştir. Ardından çeşitli tartışmalar sonucunda sabit bir antlaşmaya varıldığı ve antlaşmanın bir parçası olarak uygarlığın varlığının insanlığa açıklandığı ifade edilmektedir. İlk yıllarda G.S.L.Y.Ts’in teknoloji alanında önemli katkılar sunduğu, özellikle ileri enerji sistemleri ve hesaplama yöntemleri konusunda bilgi paylaştığı ileri sürülür.
1996 yılında temsilcilerin “çoklu evrenlerin yapısına” ilişkin bilgiler aktardığı; önceki ziyaret ettikleri bir paralel Dünya’da Üçüncü Dünya Savaşı’nın patlak vermesi nedeniyle o evreni terk ettiklerini belirttikleri ve mevcut insanlığı benzer bir gelişim çizgisinden kaçınma konusunda uyardıkları iddia edilmektedir. 1997’de G.S.L.Y.Ts’in Dünya’dan ayrıldığı, ancak iletişimin kesilmediği; temsilcilerin belirli aralıklarla bilgi alışverişi sürdürdüğü yönündeki anlatılar bu dönemle ilişkilendirilir.
G.S.L.Y.Ts'in Yönetim Timi
G.S.L.Y.Ts'in Kurucu Lideri
G.S.L.Y.Ts'nin Kurucu Lideri (Temsili) İsim: Ithrel’Vaara Nys-Shai
Yaş: [Bilinmiyor]Doğum Yeri: TrEs-2b
Cinsiyet: Dişi
Görünüş: 1.92 metre boy, beyaz ten, belirgin mor gözler, uzun ve kızıl saçlar.
G.S.L.Y.Ts Rütbelendirmesi: Tieru’Kal N’vahr-9
Tehlike Seviyesi: Yüksek - !Ekstrem!
Anormal Yetenek(-leri): Psişik Manipülasyon, Fiziksel Manipülasyonu, İnsan-Üstü Zeka.
Arka plan: Ithrel’Vaara Nys-Shai, TrEs-2b gezegeninin yerli ırkı olan TrEslilerin bilinen son üyesidir. Doğum zamanı kesin olarak belirlenememiştir. TrEs-2b, hem teknolojik hem de maddi açıdan kısıtlı bir gezegen olduğu için Ithrel’Vaara Nys-Shai, sert çevre koşullarına uyum sağlayarak kendini geliştirmek zorunda kalmıştır.
Ithrel’Vaara Nys-Shai, TrEs-2b gezegeninin yerli ırkı olan TrEslilerin bilinen son üyesidir. Doğum zamanı kesin olarak belirlenememiştir. TrEs-2b, hem teknolojik hem de maddi açıdan kısıtlı bir gezegen olduğu için Ithrel’Vaara Nys-Shai, sert çevre koşullarına uyum sağlayarak kendini geliştirmek zorunda kalmıştır.
Kendi anlatımına göre, insanlık takvimine göre MÖ 1200 yılında yıldız enerjilerini kullanmayı başarmışlardır. MÖ 1000 civarında ise çoklu evrene açılmanın yöntemini keşfetmiş ve böylece başlangıçta bir korsan topluluğundan ibaret olan ekibini, uzay boyunca dolaşan bağımsız bir ırka dönüştürmüştür.
G.S.L.Y.Ts Yüksek Yönetim Konseyi
Yüksek Yönetim Sembolü Yedi üyeden oluşan ve farklı ırkları barındıran bu Konsey, Ithrel’Vaara Nys-Shai'nin emirlerinin uygulanmasını sağlar, dış ve iç işleri yürütür ve yönetimde rol oynar. Bilinen üyeler:
- Bir: Venüslü bir erkek. Yüksek Yönetim Konsey fikrini ortaya atan kişi. Sıradışı bir fiziksel hastalığı olduğu için odasından çıkmayı reddediyor.- İki: Kepler-22B'li bir kadın. Bir'in eşi. Onun hakkında pek bir şey bilinmiyor; bazıları onun bir iblis olduğunu söylüyor.
- Üç: Üç hakkında hiçbir bilgimiz yok.
- Dört: Dört öldü, kayıp, güvenli bir yerde. Orta yaşlı Asyalı bir erkek. Yüksek Yönetim Konseyinin tek insan ve en tanınmış üyesidir.
- Beş: Beş, siyah ten regine sahip; üstü altın rengi desenlerle kaplı, alnında tek göz sembolü, vücudunda erimiş iki kanadı vardır.
- Altı: Altı hakkında hiçbir bilgimiz yok. Sadece kristalize bir yapısı olduğu biliniyor.
- Yedi: Yedi hakkında hiçbir bilgimiz yok. Sadece sürekli gülümsediği ve yüzünün bir diğer yarısının olmadığı söyleniyor.
Yüksek Yönetim Konseyi Üyeleri (Temsili)
G.S.L.Y.Ts'in İşlev Timi
G.S.L.Y.Ts'ians
Operasyon Sonrası Bırakılan Amblem G.S.L.Y.Ts’ians, evrendeki en dayanıklı ve güçlü ırkların seçilerek çiftleştirilmesi, ortaya çıkan melez çocukların özel yöntemlerle yetiştirilmesi ve sonrasında klonlanmasıyla oluşturulmuş bir askerî sınıftır. Görev tanımları mutlak itaat, mutlak başarı ve mutlak verim üzerine kuruludur. İhanet etmeleri ya da görevde başarısız olmaları beklenmez; çünkü biyolojik yapıları, nöropsişik eğilimleri ve davranış modülleri buna imkân tanımayacak şekilde tasarlanmıştır.
İnsanlık takvimine göre 1000 yılında, son büyük savaşlarına girdiler. Marslılar, evrenin dengesiyle oynuyor ve Dünya’nın geleceğini tehdit edecek bir teknolojik ivmeye sahip oluyordu. Bu gelişmeler üzerine Yüksek Yönetim Konseyi, Ithrel’Vaara Nys-Shai’nin onayıyla, Marslıların insanlığı yok etme planları devreye girmeden önce harekete geçti.
G.S.L.Y.Ts’ians timleri, emir verildikten sadece bir saat sonra Mars’a ulaştı. İki saat içinde, sorgulanabilir tüm canlı yaşamı ortadan kaldırdılar; yani yalnızca askeri gücü değil, bilgi aktarabilecek ya da direnç oluşturabilecek her türlü yaşam formunu hedef aldılar. Çatışma boyunca yalnızca 800 asker kaybettiler—bu sayı, G.S.L.Y.Ts’ians ölçeğinde istatistiksel bir gürültüden ibaretti.
Savaşın ardından, “Yok Edici” adı verilen, ortalama bir gezegen büyüklüğündeki hiper-silah devreye sokuldu. Bu silahın tek atışıyla Mars üzerindeki tüm teknoloji, altyapı ve biyolojik kalıntılar tamamen buharlaştırıldı; gezegen, işlenebilir bir moloz yığınına dönüştü ve böylece Marslı medeniyeti geri dönüşsüz biçimde ortadan kalktı.
G.S.L.Y.Ts-klestrips
Stonehenge'e Çizilen Amblem G.S.L.Y.Ts-Klestrips, evrendeki en zeki ve en rasyonel ırkların—insanlar da dahil olmak üzere—seçilmiş üyelerinden oluşturulan elit bir araştırma ve geliştirme birimidir. Bu ekibi benzersiz kılan en dikkat çekici özellik, liderlerinin Nikola Tesla olmasıdır. G.S.L.Y.Ts, tarihte yaşamış en yüksek potansiyelli insan zihinlerinden birini yeniden hayata döndürmüş ve Klestrips’in başına getirmiştir.
Klestrips birimi, G.S.L.Y.Ts’in tüm yeni teknolojilerinin geliştirilmesinden, teorik keşiflerden ve henüz sınıflandırılmamış anormal fenomenlerin incelenmesinden sorumludur. Bu nedenle örgüt içindeki konumları son derece kritiktir. Bilgi güvenliği protokolleri ise mutlak disiplinle işler: Dışarıya tek bir veri kırıntısı sızdırmazlar; dışarıdan gelen hiçbir bilginin ise doğrulanmadan sisteme girmesine izin verilmez.
Mevcut çalışmalarının odak noktası, Yüksek Yönetim Konseyi üyelerinden biri olan “Bir”’in taşıdığı sıra dışı hastalığa bir tedavi geliştirmektir. Hastalığın kaynağı, yayılım şekli ve etki spektrumu bilinmediği için Klestrips, hem biyoteknolojik hem de metafizik düzlemde eşzamanlı araştırmalar yürütmektedir.
İlgili KRA Dosyaları
- KRA-001 "Portakalı Soydum Baş Ucuma Koydum Ben Paralel Evrenden Bir Bilgi Buldum"
İlgili Hikayeler
- [VERİ BEKLENİYOR]
